sdfu's profilesdfuPhotosBlogListsMore Tools Help

sdfu

Eğer gerçekten birini seversen, Onu özgür bırak! Sana ait olmak isterse bir gün mutlaka geriGelecektir Gelmezse de boşa peşinden koşma Asla da senin ....... O L M A Y A C A K T I R

Video

No content has been added yet.

Video

No content has been added yet.

Video

No content has been added yet.

Video

 
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

 

 

sdfu   

Aug. 13
Photo 1 of 44
No list items have been added yet.
May 06

OLUR`YA!!

OLUR`YA!!

Olur`ya bir gün adımı hatırlarsan bebeğim!!
Senin bıraktığın yerde olacağım,
Olur`ya bir şarkı yüreğine ateş düşürürse
Ben sende olacağım!!
Olur`ya bir gün birini seversen!
Kalbimi toprağa gömüyor olacağım
Olur`ya bir gün beni düşünürsen
Düşünme birtanem ben yok olacağım..

gittin...

Gittin...
Ben arkandan sadece baktım.
Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
''gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi.
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...'' diyecektim sana.
Konuşamadım...

Gittin...
gidişini görmemek için gözlerimi kapattım.
Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu,
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözümden.
Ağlayamadım...

Gittin...
gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden.
Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?!
ürperirdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini,
gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım...

Gittin...
bir yıkım gibiydi gidişin.
Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde.
Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti.
Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım.
Kalkamadım...

Gittin...
oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum.
Hazırdım gidişine.
Kaçak zamanları yaşıyorduk.
Zaman bitecek ve sen gidecektin.
Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim.
Edemedim...
Başlayamadım...
HαβεЯіП ΨоЖ βεП ÕГϋΨояμШ
Gittin...
bir şey söyledin mi giderken?
'KAL' dememi istedin mi?
Son bir kez ' SENİ SEVİYORUM ' dedin mi?
'BEKLE BENİ DÖNECEĞİM' dedin mi?
Beynim öylesine uğulduyordu ki...
Duyamadım...

Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi.
Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan,
iki metre ötemde de fark etmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...

Gittin...
unutulanların arasına katılmalıydın.
Anıları bir sandığa koyup hayatı
bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı,
bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...

Gittin...
bir okyanusun ortasında,
tek küreği kaybolmuş
sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık.
Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni,
bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde.
Bil ki seni...
unutamadım
January 29

..

Hayata hiç isyan etmeyin.
Öncelikle şunu kabul edin, hayat adil değil.
Hiçbirimiz, hiçbir canlı eşit yaratılmadı.
Başımıza gelenler de eşit değil.
Önce hayatın adil olmadığını kabul etmelisiniz.
"Guguk Kuşu" filminde Jack Nicholson akıl hastanesinde çok ağır bir mermer havuzu kaldırabileceğine dair diğer hastalarla iddiaya girer.

Yüklenir ve havuzu kaldırmaya çalışır, kaldıramaz. Diğer hastalar onunla alay ederken bir şey söyler:
"Ben en azından denedim".
Siz gerçekten denediniz mi?
Yoksa pencereden hayatı mı seyrediyorsunuz?
Hayata Windows 98'den, Sony 72 ekrandan mı bakıyorsunuz?
Oysa hayat hepimizin avuçlarının içinde,
Kiminin nasır tutmuş parmaklarında
Kiminin boyalanmış ellerinde,
Kiminin gömleğinde ki ter kokusunda ,
Ama hayat her zaman avuçlarımızın içinde.
Nasıl istersek, neye karar verirsek hayat orada var.
Güneş, her sabah yeniden doğuyor,
Gün, her şafakta nice umutlara gebe şekilde ağarıyor ve siz,
Eğer isterseniz hayatı bir ucundan yakalama şansına sahipsiniz.
Yeter ki gülümseyin
Yeter ki bu gün benim günüm diyerek kalkın yatağınızdan...

-------------------------------------

Bu dünyadaki varliginizin, dostlarinizin var olmasina bagli oldugunu,
Bazen bir çiçek yada küçük bir tatli sözle bile kirik bir kalp tamirinin mümkün oldugunu,

Özür dilemenin, tesekkür etmenin ve sükretmenin "ERDEM" oldugunu,
Bu iletiyi yazan ve gönderen kisinin, hiç tanismiyor olsaniz bile sizi çok sevdigini,
ASLA UNUTMAYINIZ.
Ve Her sabah uyandiginizda
"BUGÜN YINE ÇOK GÜZELSIN HAYAT HER SEYE RAGMEN..."

demeyi ihmal etmeyiniz...

.

 

Bak şu tepenin ardına dostum,

Güneş doğacak birazdan gülümseyerek.

Çekip gidecek gece,tüm kasvetini alarak,

Yeni bir gün yeni bir umutsabahı başlıyacak.

Sil gözünün yaşını,pes etme hayatın yokuşuna,

Koş kırlara...kelebeklerle yarış kim tutarki seni?

Kader deyip bağlama kollarını böğrüne,kelepçenmi var?

Gülümse kendine ,gülümse herkese güneş kıskansın!

Bastığın toprak gururlansın!attığın adımlardan,

Şiirler yaz gözlerinle,gökyüzünün derinliklerine.

Dudaklarında çiğdemler açsın,tatlı sözlerinle,

Hayat devam ediyor...küsmek çare değilki derdine.

Çek ipini kederlerinin! mutluluk darağacında sallandır!

Sevvvv,sevilll...gönül limitinin alabildiği kadar,

Dün yok,yarın belki,!bugününü yaşa bence;

Göreceksinki o zaman,asırlar sığacak her anına.

ayrılık ne bilior musun

AYRILIK NE BİLİYORMUSUN?

Ne araya girmesi yolların, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede,

Ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte,

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla gibi toplaması içine, ardında dünyalar ışıyan camlar dururken, duvarlara dalıp dalıp gitmesi..

Türküsünü söyleyecek kimse kalmamak ayrılık..

Saçına rüzgar sesine ışık düşürememek kimsenin,

İki adımdan biri insanın,sevincin kundakçısı..

Hüznün arması ayrılık...

O küçük ölüm!

Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan ayrılık,

O bol köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı...

Ben bulutları gösterirken, varacağı yere varmıştı çoktan...

Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını..

Bir yaprağın düşmesi kadar ancak ağırlığı ve acısı olduğunu,

Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını,

Boşluğa bir boşluk katmadığını,kar yağdırmadığını..

Yaz ortasında ne mi yapacağım bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için sana gelen tüm yolları tersinden yürüyeceğim..

Yazmayacağım bir süre...

Fotoğraflarını güneşe koyacağım,bir an önce sararsınlar diye..

Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu bir gül ağacının dibine dökeceğim..

Falcı kadına inanmayacağım artık..

Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye...

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

Ömrüm azala azala önümden akarken gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..

Senin korkularını benin inceliğimi doldurup yüreğime bıraktığın boşluğu..

Yonta yonta binlerce heykelini yapacağım....

elveda sevgili

Ne kadar zordur bilirmisiniz, severken sevdiğinden ayrilmak..

Bir yanin kal der..Bir yanin hayirr gitmelisin..

İçine atarsın gözyaşlarını..Dolduramazsın birtulu yurekteki o koca boşlugu..

Tıpkı İstanbuldan koparcasına sevdiginden kopuyorsun..

Bir seni sevdim sende kayboldugum gibi..

Birde İstanbulu sevdim içinde kaybolduğum gibi..

Şimdilerde ise herşey bomboş gecenin bir vakti caddelerin boşluğu gibi..

Neyi nasıl tarif edecegimi bilemiyorum..Kaybolmuşcasına yolumu arıyorum..

Tek bir şeyi biliyorum artık..

Gitmeliyim..Elveda sevgili..

.

ALIŞMA BANA;

Ne yapacagım belli olmaz,

bugün varım yarın birden yok olurum...

*DOKUNMA BANA;

Kapanmamış yaralarla doluyum,

Canımı acıtma bi yara da sen açma...

*SEVME BENİ;

Yogun duygularımda kaybolursun,

Tutuştururum...

*İSTEME BENİ;

Yasaklarla bogusursun, engellerle doluyum...

*ÇÖZMEYE ÇALIŞMA SAKIN;

Seninle karışır iyice kördüğüm olurum

*ANLAMA BENİ;

Ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum...

*AŞKI YAŞATMAMI İSTEME ASLA;

Ben aşka yıllardır inanmıyorum...

*GÜVENİYORSAN KENDİNE;

İnandır beni aşkın varlıgına..

Sonucunda öyle bi aşk yaşatırım ki,

vazgeçemezsin

TUTKUN

Olurum !!!

gittin.....

ylece Gittin..

 

Gittin...

Ben arkandan sadece baktım..Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardıki..

"Gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini..Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve birdaha kimse hiç kimse yakamayacak. Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi. O karanlıkda yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. KONUŞAMADIM....

 Gittin...

Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım. Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu, bacağımı bukadar acı duymazdım..Acım yaş olup akmaliydi gözlerimden..

AĞLAYAMADIM...

Gittin...

Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa. Tutkum seninle olmakdı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle, sadece seninle paylaşmaktı.      ANLATAMADIM...

Gittin...

Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden..Ellerim değilmiydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperirdin yine biliyorum..Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.. TUTAMADIM..

Gittin...

Bir yıkım gibiydi gidişin..Sen adım adım uzaklaşırken benden, çöküp kaldı bedenim olduğu yere..Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kez yenilmişti..Bukadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım..KALKAMADIM..

Gittin...

Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum..Hazırdım gidişine..Kaçak zamanları yaşıyorduk..Zaman bitecek ve sen gidecekdin..Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacakdım.BAŞLAYAMADIM.

Gittin...

Birşey söyledinmi giderken? 'Kal' dememi istedinmi? Son birkez 'Seni Seviyorum' dedinmi? 'Bekle beni, Döneceğim' diye umut verdinmi? Beynim öylesine uğulduyorduki.. DUYAMADIM...

Gittin...

Nereye gittiğin önemli değildi..Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu..Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu..Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım..KURTULAMADIMM..

Gittin...

Unutulanların arasına katılmalıydın..Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım.. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim..YAPAMADIM...

Gittin..

Bir okyanusun ortasında, tek küreği kaybolmuş sandalda dev dalgalarla boğuşan denizciyim şimdi..Bilki sevmekten vazgeçmedim seni..Bilki seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde..Bilki Seni UNUTMADIM..UNUTAMADIM..

July 07

içimizde bir yer

                            Bu söylediğimin doğru olup olmadığından hiç emin değilim ama bana öyle geliyor ki sanki hepimiz,içimizde bir başkası için ayrılmış bir yerle doğuyoruz
                  Bir parçası kayıp bulmaca gibi...
                  Hayatımızın önemli bölümünü garip bir eksiklik duygusu ile geçirmemiz, bazı sabahlar anlaşılmaz sıkıntılarla uyanmamız,bazen isimsiz umutlarla neşelenmemiz, sanırım o boşluğun içimizde yarattığı girdaptan kaynaklanıyor.
                  Karşılaştığımız her kadına ve erkeğe, belki de hiç farklında olmadan, girinti çıkıntıları o boşluğun kesiklerine uyacak diye mi bakıyoruz?
                  Elinde sinderalla'nın ayakkabısıyla dolaşan  biri var sanki içimizde, herkese,"acaba ayakkabının sahibi bu mu?"diyerek bakıyor.
                  Tam olarak neyi ya da kimi aradığımızı bilmiyoruz.
                  Bize öğretilen bilgilerden yopla çıkarak aradığımız insanla ilgili birçok olumlu özelliğini sıralıyoruz ama geneldelikle söylediklerimiz gerçeğe çok uymuyor.
                       
July 04

hoşcakal.................

Aşk bir kazaydı,sağ kurtulmaya çalışıyorum şimdi ondan..Sıyrıklarım,ufak tefek de yaralarım var,olsun...Tanımıyorum şimdiye kadar bu kazadan yaralanmadan ayrılan birini zaten..Geçiyor ama geçiyor diyorum kendi kendime,hayat geçerken bu mu geçmeyecek..?Gözlerimin önüne seriyorum tüm seçimlerimi ve yolumu belirliyorum..İstenmezken istemez oluyorum,severken sevemez,giderken de artık bir daha HİÇ gelemez oluyorum,ama yine de sağ ol diyorum sana sağ ol!Başarmış olan''SEN''e en içten teşekkürümü borç biliyorum,başardın neyi?Sevilmeyi sonuna kadar hak etmiş biri olmayı...başardın neyi?Bana ''AŞK'' kelimesinin anlamını öğretmeyi ve başardın neyi sevmenin,saymanın şu dünyada her şeyi yenebilecek en büyük güç olduğunu...Ve yavaş yavaş senin tarafından istenilen sona geliyorum yani benim de senle aynı yerde olmamı istediğin yere , bu sevilerin sonuna...Belki de istediğin bu değildi bilemiyorum ama ben senin içini bilemedim ancak bana yansıyana göre hareket edebildim , o da bana bu yolu çizdi ;istemesem de beni bu yola itti sabrımı tüketti beni tökezletti ve ben düştüm .. artık ayağa kalkıp yürümeye kaldığım yerden devam etmek istiyorum ,üstüme yük olan her şeyden arınarak sadece ilerlemek istiyorum ardımda bıraktıklarıma beni bırakanlara bakmadan ilerlemek ve son söz olarak sevilmenin değerini bil diyorum sana,bil çünkü bu uğurda yalın ayak koşup yerlere düşüp çok yara almış çok canı yanmış olanlar var.. Sen sevilmenin ve sevmenin değerini bil...hoşça kal..

........

Aşk bu
Geliyorum demeden geliyor
Gitmiyor
Unutmak
Öğrenmekten daha çok zaman alıyor
Bilgi ceza,bilgi suç
Taşımak ağır
Ben aşkı yüz metreden tanırım

Yeni değil bu yalnızlık
Ne sokaklar ne evler bildik
İyi gelir ilk zamanlar
Yaşadıkça biz öğrendik

Her aşk bitermiş birgün bildim
Her aşk bitermiş öğretildim

Gözüm aynı göz ruhum eski
Sözüm aynı söz susmam yeni
Günüm aynı gün geceler eski
Tenim aynı ten üşüyorum şimdi

Yorum (0) Yorum yaz!

June 29

sew/me beni

Ben’li cümleler kurma… yazılarına düşmesin karanlığım… içimdesin kanıyorum… beyaz sayfalarına bulaşmasın kirli kanım… sevdim seni… kendime bile itiraf etmekten korkacak kadar sevdim… bu yüzdendi senli cümlelerimi en derinime hapsedişim… bu yüzdendi uzanan elini görmezden gelişlerim… bu yüzdendi “gel” deyişlerini duymamazlıktan gelişlerim...

Sevdim seni… nedensiz, beklentisiz, gerekçesiz, tanımsız… sevdikçe korktum kendimden… sevdikçe uzaklaştım senden… yeni hayaller, yeni düşler kuramayacak kadar yorgunum… sevme beni, benim bezmişliğim değmesin sıcacık yüreğine…

Sevme beni, korkuyorum… Alışık değilim bana dair yazılar yazılmasına… Bugüne kadar hep bendim içini döken beyaz sayfalara başkaları adına… Hep bendim satır satır kanayan…Şimdi senin satır aralarında kendi adımı hecelemek hiç görmemem gereken mavi bir düşü anımsatmakta… Bu düşe dalmak istemiyorum… Çünkü biliyorum, her düş karabasana dönüşmeye mahkum… Biliyorum her düş apansız bir uyanışla son bulmakta… Bu düşe dalmak istemiyorum, bu düşten uyanmak istemediğim için…

Sevme beni, korkuyorum… Bu ruh, bu yürek alışık değil yaralarının sarılmaya çalışılmasına… Ömrümce içimi cam kesikleriyle lime lime edenlere koştum ben… Benden beni çalıp geri vermeyenlere uzandı ellerim yıllarca… Hep bekleyendim, hiç olmadı bekleyenim… Şimdi ne olursa olsun bekleyenim olacaksın biliyorum ama inanamıyorum… Bilip de inanmamanın nasıl olduğunu sorma bana… Yine, ben anlatmasam da beni anlamana sığınıyorum…

Sevme beni, korkuyorum… O kadar uzun zaman beklentisiz, karşılıksız sevdim ki insanları ve o kadar uzun zaman beklentisiz, karşılıksız sevilmeyi bekledim ki, artık yitirdim inancımı… Artık onlardan biri olmak için kendime rağmen kendimle cebelleşirken çıktın karşıma… Sevme beni, kendime geri dönmemeliyim…

Sevme beni, korkuyorum… Korkumdan yazmadım sana bunca zaman… Korkumdan içimdesin… Ben’li cümleler olmasın satırlarında….Okuyunca içim içime sığmıyor… Yansımamı sende görmek yüreğimi yakıyor… Sen yazdıkça, çok eskide kalan bir masal belli belirsiz benliğime süzülüyor…

Sevme beni, korkuyorum… Şimdi zamansızlıklarımda boğuluyorum… Gereksiz meşguliyetler yarattım dünyevi istekler adına… Kaçışımı kolaylaştırsın diye önemli insan rollerine büründüm ahmakça… Kendimi kandırıp, kendimden kaçıp kaybolmanın, yok olmanın, hiç olmanın derdindeyim… “Ben” olarak tutunamıyorum…

Sevme beni, korkuyorum…
Sevme beni, “Beni sevme” derken içimi parçalıyorum, içime kanıyorum…
Sevme beni, hak etmiyorum…
Sevme beni, seni seviyorum......
February 22

Gitme vakti Geldiyse Gidilmelidir….

 
 
 
Güzel olan bir şeye ufacık gölgeler düşürmek ve bu gölgelerin şu durumda aydınlanamıyacağından emin olmak, güzel olan herşeyi büyük bir üzüntüye dönüştürüyor.
anlatılmaz olan birşey bu yaşadığım.anlatamıyorum…verdiğim karar doğru ve yerinde buna eminim.
şu ana kadar verdiğim emek ve fedakarlığa karşılık değil bu istediğim.çözülmiyecek bişy değildi aslında bu.tabi gerekli anlayış gösterilseydi..
beni üzmeye bir damla göz yaşıma değermiydi..?bahane olarak görülen şey, oysa küçük bir istek olarak kabul edilmedi hiç bir zaman.beni yaralayan ve üzen şeyde buydu işte.
artık yoruldum hep birşeylerin benden beklenmesinden.
ben kendi değerlerimden çok şey kaybettim ne yazık ki.fakat beklerdim ki karşımdaki bunu anlasın,üzmesin beni.
insanlar birbirlerine bu şekilde bağlanmazlar.saygı,destek,hoşgörü,anlayışla kopulmayacak bağlar kırulabilirdi oysa.defalarca anlatılan ama bir türlü anlaşılmak istenmeyen şeyleri birkere daha anlatmaya gücüm kalmadı benim.
ben böyleyim ve artık bu konuda fedakarlık yok..
yaşanan herşey güzeldi acısıyla tatlısıyla..
üzüldüğüm anları,akıttığım göz yaşlarını unuttum ben,sadece güzel olan anlar için teşekkürler…
varsa bi hakkım ve eğer verdiysem değer,bu hak edildiği için verilmiştir.
mimin artık yorgun ve üzgün..daha fazla üzülmemek ve üzmemek için şimdi gidiyorummmm…

YAŞIYORUM İŞTE…NE FARK EDER…

kapanmak bilmeyen yaralarım var senden arda kalan..bitmek bilmeyen sızılar..olsun,aldırmıyorum artık..görmüyor gibi,unutmuş gibi,acımıyormuş gibi yapıyorum,geçiyor..ya da kendimi avutuyorum..

ne farkeder,hiç biri seni geri getirmiyor..

mevsimler değişiyor..yeşil sarıya dönüyor..yapraklar düşüyor..ben hala aynı yerdeyim..yağmurlar altında seyirdeyim..eskiden ahh bi gelsen derdim..artık demiyorum..ne farkeder,yokluğunu her halükarda hissediyorum..

yokluk işte..ne farkeder ne renk olduğu..?

havalar soğuyor..ama birşey farketmiyor..
haziranda da üşürdüm ben,eylülde de üşüyorum..

ne farkeder tarihin ne olduğu,ben her mevsim düşümde seni görüyorum..

artık öyle idaalı sözler söylemiyorum aşka dair..gişişlerin ardından anlıyorum ki susmak gerekiyormuş..ya da öylesine yaşamak sevdayı..adam akıllı sözler yok dilimde..gözümde yok ,gönlümde..

ne farkeder,büyüğünün de küçüğünün de sevdanın,ayrılık var önünde…

nefeslerim bile öylesine..sadece yaşamak için..yazmak bile istemiyor kalemim..bunca kanadığım yetmez mi diyor..kızmıyorum ona,ya da sana..ama almasaydın keşke,çalmasaydın satırlarımı..ben yine dokunmazdım sana..

yaşıyorum işte..herkes gibi..hiçkimse gibi..neredeyim bilmiyorum..

ne farkeder adımın ne olduğu..ölüm değil mi ki,bu yaşanmışlıkların da yarım kalmışlıklarında sonu..?

ne farkeder..boşver bu da geçer..geçmese bile ; Ne FaRKeDeR…?

February 09

NEDİR YAHU BU AŞK ?



Aşk neymiş öğrenelim bakalım...

Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa...
bu aşk değil HOŞLANMAK’tır
-
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız..
Bu aşk değil ARZULAMAK’tır
-
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız....
Bu aşk değil YALNIZLIK’tır
-
Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız...
Bu aşk değil SADAKAT tir
-
Size sıcak, yakın davrandığı için onunlaysanız...
Bu aşk değil KENDİNE GÜVENSİZLİK’tir
-
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız...
Bu aşk değil ACIMAK’tır
-
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız..
Bu aşk değil ARKADAŞLIK’tır
-
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız..
Bu aşk değil KOCA BİR YALAN’dır
-
Onun iyiliği için kendinizden çok Şey feda edebiliyorsanız...
Bu aşk değil YARDIMSEVERLİK’tir
-
O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa...
İşte bu AŞK’tır
-
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız..
İşte bu AŞK’tır
-
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız..
İşte bu AŞK’tır
-
Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız..
İşte bu AŞK’tır

February 02

arkadaş mı sevgili mi

2/2/2008 - Beğenmek mi yoksa Sevmek mi?

 

 

 

 

Я в восторге. Stanley Lau (Artgerm) (76 фото - 4.06Mb)


Birlikte gülmekten ölüyor, çok ama çok eğleniyor, dağıtıyor, yerlere düşüyor, gecenin cılkını çıkartıyor ama..

İNSAN bazen arkadaşlarına sevgili gibi davranıyor.

Sahipleniyor, kıskanıyor ama gırtlağına çökmeden.

Tatlı tatlı flört ediyor ama sınırları asmadan.

Birlikte gülmekten ölüyor, çok ama çok eğleniyor, dağıtıyor, yerlere düşüyor, gecenin cılkını çıkartıyor ama o arkadaş ya, sevgili değil ya, hiç sorun olmuyor. Herşeyi konuşuyor, pek fazla sansür uygulamıyor, sürekli anlatıyor, fazlasıyla ilgili oluyor; kulaklarını kocaman kocaman açıp, dinliyor. En önemlisi de büyük bir coşkuyla sonsuza kadar yapılan isler üzerine
konuşabiliyor, çünkü is paylaşılabiliyor, birlikte benzer isler üretiliyor.

Müthiş bir keyifle dedikodu yapabiliyor, hatta kendi karisini, kocasını, sevgilisini bile çekiştirebiliyor. Arkadaşlık, bu açıdan insanin hayatini idame ettirebilmesi için büyük
bir avantaj oluyor.

* * *

Ama insan sevgilisine her zaman arkadaş gibi davranamıyor. Bir kere eleştiriler, haliyle bu kadar net dile getirilemiyor. Sevgiliyle bir arkadaşla konuşulduğu gibi her zaman rahat da
konuşulamıyor.

Tehlikeli sularda dolaşmaktan kaçınmak gerekiyor. Çünkü sonuçları var bunun, bedelleri var bunun, ödemek gerekiyor, burnundan fitil fitil getirebilir, dikkatli olmak gerekir, çünkü sevgililik onuru yaralanıyor. İnsan, sevgiliyken, evliyken çok daha hassaslaşıyor. En küçük şeye bile ''Bana bunu nasıl yapar?'' oluyor.

Oysa arkadaşının kaldırabileceği sınırlar çok daha geniş. İnsan her zaman sevgiliyi dinlemek de istemiyor, bütün gün başka insanları dinlemiş olduğundan yorulmuş oluyor, gına gelmiş oluyor. Ya da karsındaki seni dinlemek istemiyor. Eve bir sessizlik çöküyor, ''Tetiği İlk kim çekecek?'' diye gergin bir bekleyişe giriliyor.

Bir de tabii sevgiliyle ya da kocayla sabahlara kadar zıplanıp eğlenilemiyor. Kalabalık içinde isin içine başkalarının ne düşüneceği girdiğinden gerilim artıyor, ''biz''i düşünmekten ''ben'' karambole gidiyor.

Sevgiliyle başka bir koza yaratılıyor, o koza içine giriliyor, hiç itirazım yok, o da güzel ama ayrı kategorilerdeki ilişkiler gibi sanki: Arkadaş olunca başka şeyler paylaşılıyor, sevgili ya da evli olunca başka şeyler paylaşılıyor.

* * *
Я в восторге. Stanley Lau (Artgerm) (76 фото - 4.06Mb)
Bana en iyisi, en güzeli bu iki kategoriyi birleştirebilmek gibi geliyor. Bunun ideal bir şey olduğunu düşünüyorum: Arkadaş-sevgili olmak. Hem arkadasın hem sevgilin gibi olabileceğin biri, hem arkadaşlığı hem sevgililiği paylaşabileceğin biriyle üretmek, gülmek, ağlamak, konuşmak, çekiştirmek çok daha heyecan verici geliyor.

Kolay bir şeyden söz etmiyorum tabii. Arkadaş gibi zamanı geldiğinde geri çekilebilmek, uygun düştüğünde de sevgili gibi saldırabilmek, bu iki rolü birbirine karıştırmadan oynayabilmek her baba yiğidin harcı değil
February 01

meğer herkes tanısıyormus birgün mutlaka kendisiyle..

Kandırmam senin gibi ben dünyayı

Ya severim derim ya sevmem

Karsıma almam senin gibi bosuna kimseyi

Ya benimsin derim ya arkama bile bakmam

Yalandan ağlamam ben senin gibi

Ya kıyameti koparırım  yada susar içime atarım

Cekip gitmem ben senin gibi

Ya sevdiğmi düşünürüm yada ona uzaktan bakarım

Değer vermem senin gibi 5 para etmez seylere

Ömür boyu yanımda olanlara veririm sevgimi

Yıkmam ardından senin gibi kimseyi

Ya hiç girmem aklına yada ayakta tutmasını bilirim ben askı

Selam vermem senin gibi herkeze

Ya yüzüne bakarım yada tavrımı koyarım 

Kacıp gitmem senin gibi

Üstüne yürürüm vazgecmem hayallerimden

Boyun eğmem senin gibi kişilere

Ya haddini bildiririm yada gururumdan susarım

Sahip olmam senin gibi ucuz seylere

Kimsenin ulasamayacıgı yerlerde olurum 

Ama sen o ulasamayacak yerin masum bi kalp oldunu bilmezsin

Bilseydin bugün yerlerde olmazdın….

rollllllll

manzara1rk7.gif

kalbe yenilip sözler kısaltılmıyor

secim hakkı yok soru hiç sorulmuyor

ne yasanması gerekiyorsa o yasanıyor

hayat bi oyun gibi karma karışık  içinden cıkılmıyor

ya oynayackasın hayata katılıp

yada bi köşede oturup izleyeceksin bu filmi

hersey mevcut bu oyunun içinde

ask ölüm dram mutluluk hayat bi tiyatro gibi

bizde oynuyoruz karekterlerimizi

cok iyi oyanayanlarda var oynayamayanlarda var

ben oynayamayanlardanım hep elime yüzüme bulastırdım

yapamadım beni bi köseye attılar

bende izledim insanların acımasızlığını gördüm

herseyi bir kalemde silebiliyorlardı

sonrada hiç bişi yokmuş gibi iç gıcıklayıcı bi gülümseme

beni kahrediyordu

işte hayat bundan ibaret  ben beklide beceriksizin tekiyim

ama olsun böle yalan oyunlar oynayacağıma

gercekci olup bir kösede oturmayı tercih ederim

December 21

keşke farklı konumlarda farklı zamanda bulunsaydık(böyle olmasını istemezdim)

Ne geceler ne gündüzler gördüm
En vazgeçilmez yeminlerden döndüm
Görmedim senin gibi sevmedim hiç kimseyi
Yapayalnızım şimdi unuttum gülmeyi

Sen vaktinden çok sonra gelen
Sevdalı bir yağmur gibisin
Çisil çisil gözlerimden

Sen çıldırmış şairlerin
Titreyen mısralarında
Bahsettiği o perisin

Pencereler önünde çürürken
Senden kalan çiçekler
Hayalin gözlerimin önünde
Hala ağlıyorum

Pencereler önünde çürürken
O güzelim yılların hayali
Gözlerimin önünde
Bize ağlıyorum...

Güneş doğduğunda başka bir şehrin sabahında olacağım
Her insanın bir öyküsü vardır ya
Benimki de böyle işte...
Bu sabah pencerene bak
Bu koca şehri sana bıraktım
Başka bir şehrin sabahından başka bir dilde
Elveda...
December 20

.

..Karşılıksız sevmek..
Bir umutla cıkarsın yola önüne engeller çıkar… Şarkılar dinlersin, şiirler yazarsın ama nafile hiç biri başlayamamış bir sevginin avuntusu olamaz... Sonra düşünürsün neden olmadı neden? Hep ben mi dersin oysaki etrafına baktıgında senin gibi bir çok insan vardır. Bitti artık buraya kadar artık dersin onu görmek bile istemiyorum dersin ama bu da kendine söz verdigin bi yalandır... Ne zaman ki bir odada yalnız kalsan hemen aklına o gelir ve oturur düşünürsün acaba olsaydı nasıl olcaktı?

Gece olunca rüyanda onu görürsün sabah onunla uyanırsın ve bir kere daha hayata lanet edersin senin olmadıgı için! Ama ne zaman ki onu görsen ya da geldigini fark etsen elin ayagına dolaşır çünkü sevmişsindir bi kere, ne kadar da olmasa da baslamasa da onu görünce kalp atışlarının hızlanmasına ne sen engel olabilirsin ne de baska biri...

O hep vardır senin hayatında? Teselli etmeye çaılırsın kendini, iyiki de olmadı türünden laflar edersin ama bunlarda içini acıtmaktan başka bi işe yaramaz...

İşte böyledir karşılıksız sevmek... Gecen gündüzünle birleşir, uyumak sana uzak bir kavram olur. Sen atmışsındır ilk adımı ama o elini uzatmamıştır sana... Eger ki hala seviyorsan beklemekten baska çaren yoktur...

                                                                                                  Ne ağlayacak kadar günahkarım,
                                                                                                Ne göklere çıkabilecek kadar masum!
Ne geçmişte yaşadıklarımdan huzursuzum,
Ne şu an yaptıklarımdan mutlu!

Sırlar içinde bir dünya var,
Birde sen varsın içimde...
Ne seni kaybedecek kadar cesurum,
Ne de kazanacak kadar güçlü!
December 19

Hiç Hiç?? sd(f )u




Bir insani hayatindan sonsuza kadar cikartmak zorunda kaldin mi hic?
Hani ölmüs gibi, hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi,
her an kapindan iceri gülümseyerek girecegini bekleyip ama aslinda hic gelemeyecegini de bilmen gibi. Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek , ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana, ne kadar katlanilmaz bir gercek degil mi
sen hala bu kadar sevgili iken? Özlemek, bu kadar özlemek,etini kemigini yakarcasina özlemek. Cok kötü degil mi?Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu isitememek , artik sonunun "Pi" hali degil mi? Biliyorsun degil mi? Ne kadar umutsuz bir arayistir o, kalabalik caddede gecen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek icin o yüzü, belki biraz önce gecti bu kaldirimdan diye düsünmek,
belki su an arkamda yürüyen insanlarin icinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yasamak ne zordur degil mi?
Ne kadar eritir insani fark etmeden. Sende biliyorsun degil mi bunlari.?
Bir sinema koltugunda sende iki kisi gibi oturdun mu hic? Hic iki kisi gibi zevk aldin mi bir konserden yalniz basina. Güzel bir kafe kesfettiginde, güzel bir film seyrettiginde, güzel bir sarki dinlediginde güzellikleri oranynda eksik kaldıklarını hissettin mi paylasamadigin icin onunla. Bir barin kalabaliginda hic yarim vücudunla sallandin mi ortada? Hic iki kisilik beyninle yarim insan olabildin mi? Baktiginda aynana sadece yüzünün bir yarisini gördügün oldu mu hic? Sana hayatindaki en büyük yoksunlugu yasatandan nefret edemedigin zamanlar oldu mu hic? Gözünün icine baka baka kolunu bacagini kesen bir insanin yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildigin zamanlar oldu mu hic? Hayatta inanligin bütün degerlerini altüst eden birisine ask siirleri yazabildin mi? Onu icinde korumanin seni yok etmek oldugu zamanlara feda oldun mu hic? Icinde aglayan cocuga umut sarkilari söyleyemedi?in, özlemini, susuzluğunu, açlığını gideremedigin zamanlar oldu mu hic? Kanayan yarasini gördügün ama merhem olamadigin zamanlar. Gücünün, hani o tanrisal gücünün bir cocugun aglamasini susturamayacak kadar oldugunu gördügün zamanlar oldu mu hic?
Hiiiiiiic.... Hiic

Bazı Aşklar Unutulmayı Haketmez...

 

Bir gün sana aşık olacağımı seni ilk gördüğümde anlamıştım o mağrur bakışların ardındaki seni görmek hiçte zor olamadı. Sevdim seni adam gibi....Yok oluşumuzun nedeni olarak beni görüyorsun biliyorum ben değilim güzel gözlüm yok oluşumuzun nedeni bizi tanıştıran bir birimize aşık eden kader. Hiç kimseye kızma emi hiç hata bulma.

Çünkü kızmak hele de sevdiğin için ayrı da olsa şükür etmeyi bil. Ben her zaman böyle yapıyorum bir çok insanın rastlayamayacağı isteyip de başaramayacağı kadar çok sevdik birbirimizi. Giderken söylemek istediklerim vardı. Tıpkı ellerini tutmak boynuna sarılmak istediğim gibi son sözlerimde yüreğimin derinlerinde kaldı gitti. Ama bana öyle bir şans verilseydi sana şunları söylemek isterdim: Sen benim gözümde aşkımı sevgimi hak edecek kadar yücesin. Bu kalp seni sevmeyi hak ediyor sen de bu kalpte olmayı. Hiç üzülme emi boncuk gözlüğüm küçüğün bu kalbi hep senin için taşıyacak. Gittiğin yerlerde mutlu ol.

Ben istedim gitmeni.
Umutlarını yok etme sakın. Bensizliğe alışacaksın bir gün. Ben
alışamadım ama yanında olmak adına başkalarını mutsuz etmek sevgimize yakışmaz değil mi ? Üzülmek nafile bu yürek bunu da kaldırır boncuğum....
Git demek çok zordu ama biliyorum gitmek daha da zordu.
Sevgimizin değerini bileceğiz. Onu hiç kaybetmeyeceğiz. İleride aşık da olacağız belki ama bu kadar uyum bu kadar mutluluk bu kadar şiddetli kavga edebileceğimiz gerçek bir eş ruh bulamayacağız güzel gözlüm.
Küçüğün büyümekte artık kimse bana küçüğüm demiyor.
Kimse senin gibi dokunmuyor. Kimse bana çikolata almıyor.
Unutmak mümkün değil güzel gözlüm seni. Sende unutma emi.


Bu aşk unutulmayı hak etmeyecek kadar özel.....

December 18

sdfu

Karsimdasin iste... 
Bana bakmasan da oradasin, görüyorum seni. 
Ah benim sevdasinda bencil, yüreginde saglam sevdigim. 
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbasi oldu yüregim. 
Tikandigim o an, 
Elimi nereye koyacagimi sasirdigim o an iste, 
Aklimdan o kadar çok sey geçti ki takip edemedim. 
Ellerim boslukta, ben darda kaldim. 
Ellerim buz gibi, ben harda kaldim. 
Bir senfoni vardi kulagimda çalinan, 
bitti artik hepsi... 
 
Köseme çekildim, hani hep kaldigim köseme. 
Bakis açim belli oldu yine. 
Geride kalan, ardindan bakar gidenlerin. 
Bir meltem olacak rüzgarim dahi kalmadi benim. 
Daglara çarptim her esisimde. 
Yollara küfrettim her gidisinde. 
 
Demistim sana hatirlarsan: 
'Önemli olan 'zamana birakmak' degil, 
'zamanla birakmamak'tir..' 
Simdi bana, geçen o zamanin 
Unutulmaz sancisi kalir 
Gittigim eger bensem, söyle bana kimden gittim? 
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

 

ÖYLE BİR ŞİİR

Bir hayalldi benimkisi,
Bir rüyaydi belki gördügüm...
Bu kadar cabuk uyanmak zorunda kalmam,
Belki buna inanmam di en büyük hatam...
Seni ne kadar sevdigimin tarifini bile yapamazken bu hayatta,
Ben yasattirdin bu cekilmez aciyi bana...
İnan sendin benim tek bekledigim.
Sendin tek benim sevdigim...
Benim yasadiklarimi ne sen anlayabilirsin nede bir baskasi,
Senden baskasi bana haramdi...
Ummut kalmadi artik bende,
Hayallerim tükendi seninle,
Uyanmak istemedigim bu rüyam,
Sonunda kabuslara döndü benim en büyük duam..
Her zaman ellerimi actigimda istedigim sendin...
October 19

SENİ SEVİYORDUM !!

 

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi...
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri
SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu
Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte...
Güldüğü zaman yukarıya bakardı;
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...
Ne güzeldiler sen bilmiyordun...
BEN SENİ SEVİYORDUM...
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler
Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu
Geri dönüyordu, çoğalıyordu
Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun
Kalp ağrısı oluyordun,
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,
Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

Cesurduk...
Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller...
Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...
Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun
Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra
Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına
Derken bir gün uzaktan gördüm seni...
Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı
Kalbimi acıttı her zaman ki gibi...
Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun
Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...

Duruluğunu sevdim

Seni " sende" bulmadan, karanlığın içinde senin gözlerinle aydınlanmadan ne acılar akıttım damarlarımdan. Yılları hüzünle eleyip yüreğimde ne anarsit sevdalara yataklık etmişim meğer. Sevda cümlelerini bile geçmiş zaman kipiyle kuruyorum artık. Delice sevmişim ve seviliyor zannetmişim ! Meğer seviyorken ayrılıklara hüküm giymişim...

Umuda gülümserken yenik düşmüştüm uçurum gölgelerinde. Sesini yitirmiş rüzgar gibi kilit vurdum dudaklarıma. Zamanı ayrılığın durgun anılarına kurup her sabah yalnızlığa uyandım. Ellerimle ektiğim sevda fidelerini tek tek kanlı ve ihanet görmüş yüreğimle " ben " yoldum. Bir gün sevdanın meyvesini verecek zannettiğim fideler şimdi ayrılığın en büyük ödülü olarak yüreğimin arka bahcesinde solmayı bekliyorlar. Kör bıçakları kirpiklerimde bileyip yüreğime kanlı pusular kurdum. Yüreğimin etrafına dikenli tellerle çevirdim. Kimse acılarıma ve düşleri çalınmış yarınlarıma ortak olmamalıydı. Kimse benim için ağlamamalıydı. Düşsem de uçurumlara , ezilmiş dizlerimle kendim çıkmalıydım aydınlağa.

Yaralarıma merhem diye gözlerini sürecekken nice ayrılık tokatları yedim yüreğime savrulmuş. Günahlarına yüreğimi rehin verecekken yapmacık gülüşlerin ardına gizlenmiş kurşunları göğsümde dikenli gül bildim. Yenilmiştim ve ezilmiştim. Ruhumda hep kendimi sorguladım. Kalemini kırdım yüreğimin. Suç benimdi oysa; cünkü kırık dökük sevda teknesiyle ve yarım bedeninle hırçın denizlerde ne işim vardı benim ? Hakkım olmayan sevmeyi bu kadar neden istemiştim ? Evet, suçum sabitti..Cezama razı olup suskunlugun elbisesini giyindim üzerime. Ansızın celladın gölgesine yıkılmamak için kilit vurdum gönlüme...

Hiçbir zaman " gideni " suçlamadım.Suçu sabitken bile adını ihanet cümleleriylw anmadım. Gitse de onu hala sevdiğimden değil. Çünkü " O " yüreğimde ölmüştü.Kendi silahıyla " yüregini " şakağından vurup sevda kitabında ölmüştü. Ve bizim sevda kitabımızda ölenlerin ardından tek bir kelime edilmezdi. Tek bir cümle kurmadım gidenin ardından.." O "artık ölmüştü.

........................

Şimdi bembeyaz satırların arasında seni seviyorum. Başkasını senin sevginde unutmak için değil; seni " sen " olduğun için seviyorum. İhanet görmüş yüreğimi iyileştirmek için sevmedim seni. Seni, yüreğim diye sevdim. Sana bir gün gitmek için gelmedim; seni " uzaklarda " içimde büyütmeye geldim. Farklıydın sen..Duruydu gözlerin..Yalın ve sadeydi yüreğin. Süslü ve kafiyeli cümlelerin ardında değil, yüreğinin yalın satırlarda sevdim seni. Hala seviyorum...Sevmeye de devam edeceğim. Yüzünün aydınlığına uzanıp yarınlarıma umutla bakıyorum. İhanetten kalan yaralarımı senin sevdanda sarmak için sevmedim seni. Ben seni " yüreginin güzelliginde " sevdim. Gözyaşlarını yağmurum, gülüşlerini umudum biliyorum.

Asla tenin için sevmedim seni. Ben baharları andıran yüreğini sevdim. Ben senin imkansızlığını sevdim. Ellerinin varlığını bilmeden ellerinin ince cizgilerine çizdim Cenneti..Hayallerimin en güzel yıldızlarını gözlerin duruluğuna serdim. Seni sevmek; bir heves değildi. Tüketilmek için büyütülen ayak üstü sevda değildi sana duyduklarım. Günahlarına bedenimi ateşlere serecek sevdim seni. Kuru bir laftan öte yemindi bu. Ben senin tenini değil, bedenimi gülümseyerek kor yangınlara koşacağım günahlarını sevdim. Ben seni " sen olduğun " için sevdim. Kavuşmalarımızı hep erteledim. Kavuşsak içimizdeki büyük sevdamız ölecekti. Biz hasretin çilesinden umudu sağıp imkansızlıgın içindeki güzelliklere sarıldık. Tek nefeslik sevdaların yorulmuş sabahlarında ben seni yağmurlarla dans edişine uyandım. Karanlığı giyinmiş gecenin gölgelerinde , kirpiklerinin masumluguna uzandım. Ben sana bir gün gitmek için gelmedim. Ben senin imkansızlıgına rağmen hasretinin güzelliginde sevdim seni..Ben senin günahlarında közlenmeyi, ben seni yorgun akşamların çiğ tanesi düşmüş sabahında seni özlemeyi seni beklemeyi ve gözlerini güneşin sıcaklığında hayal etmeyi sevdim. Gözyaşlarının göğsümün kuru topraklarına yağmur diye düşüşündeki ıslaklığını sevdim. Hayallerinde olmanın güzelligini onur bilip saçların rüzgarla savaşını, hayata sımsıkı sarılıp acıyla inatlaşmasını sevdim. KISACASI; BEN SENİN YÜREĞİNDEKİ HAYATI VE GÖZLERİNDEKİ DURULUĞU SEVDİM